
Çok eğleniyoruz, çok güzel kaynatıyoruz. İş yerimde revir katında bir süt odası, yeni doğum yapmış annelerin ortak buluşma noktası...
İçinde bir buzluklu buzdolabı, sıcak suyu akan bir lavabo, süt sağma malzemerini koyabilecek bir dolap, gazetelik, büyük bir masa ve etrafında da sandalyeler var. Camları panjurlu, sımsıkı kapalı. Girişte "Dikkat süt sağma odası!"yazıyor. Yani "bodoslama dalmayın, memeler fora!"...
İlk başlarda diğer annelerle aramızda bir mesafe vardı. Düşünün, tanımadığınız bir grup kadın, göğüsler meydanda, hepsi masanın etrafına karşılıklı dizilmiş. Önlerinde birer gürültülü makine, zaaaar, zaaaar, belirli bir tempoda makinaya takılı biberonlara damla damla sütlerini çekiyorlar. Biraz utangaç, biraz çekingen, başları önlerine eğik, şişenin ne kadar dolduğunu seyrediyorlar.
Takriben 20 dakika sonra içlerinden işi biten birisi sessizliği bozuyor,
"ay sütüm az geldi!" diyor mesela. Diğeri derdine çare bulurcasına "bol dereotu ye, nohut ye, balıkyağı iç" diye deneyip de kendine iyi gelenleri sıralıyor, "seninki kaç aylık, kız mı erkek mi vs" derken konu konuyu açıyor...Böyle böyle gide gele binadaki yeni annlerden ufak bir grup
oluşturduk.Şimdi o çekingenlik, sıkılganlık da kalktı. Odaya yalnız gidince sıkılır oldum. Mailler dönüyor öğle saati öncesinde, herkes işini gücünü yemeğini ayarlıyor, koşuyor odaya. Muhabbet o kadar güzel ki, insanın oradaki işi bitse bile kalası geliyor.
Kendimize bildiğimiz sorunlarımız evrenselmiş meğer. Aynı sıkıntıları onlar da çekiyormuş...Doğum öncesi, doğum, doğum sonrası maceralarımız, patronlarımız, iş yerindeki kişisel hak hukuk adalet meseleleri, kayınvalideler, ucuzluklar, bebeklerimizin gelişimi, ne yedi ne içti, konuşacak öyle çok şey bulunuyor ki...
Hele bir de emziren annelerin hormonlar devredeyken, nasıl duygusal oluyorlar, nasıl kendilerini paylaşmaya açık oluyorlar...Bana da iyi geliyor onlarla olmak.
Onlardan çok şey öğrendim. Örneğin 'Diş Buğdayı'partisini onlardan duyup yaptım Yankı'ya. Hiç ağzıma koymadığım dereotu'nu tabak tabak salata niyetine yemeğe başladım.
Onlarla tanışana kadar sessiz sedasız, pek de paylaşımsız, kendi kendime idare ediyordum...
Ama onlar olunca daha rahat gördüm, ben çalışan bir anneyim, bebeğimi özlüyorum. Koşa koşa ona gitmek istiyorum. Çalışırken o aklıma geldiğinde göğüslerim sütle doluyor, odaya gidip onun için sütümü sağıyorum. Sonra evi arıyorum, nasıl olduğunu, neler yaptığını soruyorum. Kendimle, minik oğlumla, kocamla, işimle hayatımda bir denge arayışındayım.
Çoğu kez burada ne işim var dediğim iş yerimde süt arkadaşlarımız bir nebze kendilerinden hikayeler paylaşarak duygusal yükümüzü hafifletiyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder