3 Ocak 2013 Perşembe

Duygusal İstismar ve Dostluk


Duygusal istismar diye bir olgu var ve biz de annen baban olarak bunun farkındayız oğlum.

Bir çocuk yetişkinler tarafından illa fiziksel olarak değil, duygusal olarak da örselenip, anlamsızlaştırılabilir. Daha acı olanı, ailesinin, çocuğu nasıl yetiştirelim diye kendilerine sorup, iyi bir şey yaptıklarını, hatta kendilerini en iyi bildiklerini düşünmesidir. Bazı ailelere göre, ortada bir sorun varsa - herhangi bir sorun-, suç çocuktadır. (Çocuk yetişkin olduğunda da aile aynı tutumda ve kafada devam eder.)

Biz biricik yavrumuz olan senin insani gereksinimlerini, dürtülerini, birey olma yolundaki çabalarını narsistik ve toplumsal sebeplerden ötürü engelleyen ebeveynlerden olmayacağız. "Başkaları ne der" diye düşünüp, davranışlarımızı bize dayatılan normlara göre ayarlayalım derken senin ihtiyaçlarını gözardı edip, seni duygusal şiddete maruz bırakmayacağız.

Aralarındaki sorunların çözüm biçimi son derece yanlış, son derece sağlıksız ilişkiler görüyorum çevremde. Hele ki anne-baba-çocuk üçgeni içinde gördüklerim, daha çok dokunuyor.
Çocukların, anne babalarının yanlış tutumları yüzünden nasıl travmaya uğratıldıklarını görüyorum.

Psikolojik hasar bırakıyorlar çocukları üzerinde. Sözel istismar, çocuğun kişliğini zedeleyen, bozuk davranışlar ortaya çıkaran tavırlar. Bir kere durup, bende ne sorun var diye düşünmüyorlar da, isyan eden, aileden uzaklaşan, bağımlı kişilik geliştiren ve saldırganlaşan çocuklarına atıyorlar suçu.

Çevreme bakıyorum, yaşamının hiçbir noktasında kesin kararlar alıp uygulayamamış, başladığı her işi yarım bırakmış bireyler... Çünkü bu insanların çocukluktan yetişkinliğe kadar yaptıkları herşey, tercihleri, arkadaşları, yaşamlarının akışıyla ilgili aldıkları kararlar aile içinde eleştirilmiş ve takdir görmemiş. Ailenin, teşfik eder gibi görünen her davranışı, sonunda getirdiklerinden çok fazlasını götürmüş ve geriye hiçbir şey bırakmayan dezavantaja dönüşmüş.

Belki ailelerinin savaşarak, türlü zorluklara göğüs gererek elde ettiklerini, çocukları savaşmadan ama utanç, bezginlik, güçsüzlük ve suçluluk bilinciyle onlardan alıyor. Ne ki, çocuklar böylesi ağır duyguların altında ezilmemek için ayağa kalkmaya çalıştıkça, nankör, budala, isyankar, hain diye nitelendiriliyorlar.

Ancak şu da var ki; yaşam kavgası bu çocukların da kapısını erişkinliklerinde çaldığında, tek dilekleri, yavrularıyla aralarında ilişkilerini kanserleştiren bir yabancılaşma yaşamamak olacaktır.

Bizim de elbet hatalarımız olacak. Çocuğumuzu kırdığımız zamanlar olacak. Ama aramızda baştan sağlıklı bir ilişkinin temelleri nasıl olmalı diye düşünen ve kendini geliştiren anne- baba olarak, bu çatışmaları ailemizi güçlendiren bir fırsat olarak göreceğiz. Sağlıklı ilişkiler hiç çatışma olmayanlar değil, çatışmaların sağlıklı bir biçimde çözüldüğü (halının altında süpürülmeyen) ilişkilerdir. Tabii bu sağlığa ilişkin durumları, sağlık konuları ile birebir uğraşan uzmanlar, benim gibi sıradan gözlemciden daha iyi bilip, değerlendirir.

Canım oğlum, hayat, elbet senin de karşına böyle zor insanları çıkartacak. Ancak senin kendine özgüvenin o kadar sağlam olacak ki, duygusal istismar yaptığının farkında bile olamayacak kadar kör ve yardıma muhtaç bu insanlara sen elini uzatacaksın. Ruhunda açtıkları oyukları kendi kendine dolduracaksın.
Biz seni böyle yetiştiriyoruz diye bazı zamanlar kabul görmeyeceğiz, ayrıksı olacağız, eleştirileceğiz. Anlaşılmak için yapmıyoruz bunu.
Biz yanında olmasak da özgüvenini tazeleyebilmen, içinde ağır bir suçluluk bilinci biriktirmenle beslenecek bu insanlara, ruhlarını doyuracak sevgi ve saygıyı verebilmen, böylelikle kendi paçanı kurtarman için yapıyoruz.

Bu kalkıştığımız işin ne kadar zor olduğunu, çevrendeki, içine kapanık, sıkılgan, sessiz, utanç içinde yaşayan, bireyleşememiş kişilere bakıp sen de gözlemleyebilirsin.  Karşısındakini sürekli hafife alan veya yargılayan korkunç tutuma, sevgi ile karşılık vermek belli olgunluğa erişmiş bir çabayı gerektirir.
İşte biz sana böyle bir olgunluk için model olmaya kafa ve gönül koyduğumuzdan, kendimizi sürekli geliştiriyoruz.  Bize tokat atanlara öbür yanağımızı döndüğümüzü görürsen şaşırmayasın.

Çocuk yüreğindeki sıcaklık, yakıp yıkan şiddetin kızgın lavları değil, herkesi birleştiren gerçek sevginin olsun. Bizden bunu gör, bunu öğren istiyoruz. Sana ters gelen ne varsa, konuşup çözebilecek dinginlik ve bilgeliği içimizden herşeye rağmen çıkarabilmek dileğimiz.
İleride bir gün, bize benzememek için bizden kaçtığını değil, kendini arayıp bulma yolunda bizi dost bildiğin için yanımıza geldiğini, birlikte keyifli, mutlu zaman geçirdiğimizi görmek için bu çabamız.
Bundan daha anlamlı bir geri dönüş düşünemiyorum.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder