2 Temmuz 2010 Cuma

1. Referanslı Bakıcı Bulma Serüvenimiz

Biz de bakıcı bulma ve elinde tutma sanatına vakıf olabilmek için tüm incelikleri öğrenmeye çalıştığımız bir süreçten geçtik.

Yankı ilk doğduğunda, onunla tek başımıza ilgilenmek ve kimseden destek almak istemedik. Dolayısıyla ben doğuma 8 hafta kala izine ayrılarak, iki ay evde dinlenmiş bir şekilde doğuma hazırlandım. Doğumdan sonra ilk 3 ay işe başlama stresi, bakıcı bulma gibi konuları hiç aklımın ucuna bile getirmeden, sadece bebekle ilgilendim. İşe başlamaya 3 ay kala ben de ucundan kıyısından bu bakıcı bulma işine bulaşmak için kolları sıvadım...

Nasıl bulunuyordu bu bakıcılar?
Ajanslar varmış, ama emlakçı gibi komisyon alıyorlarmış...En iyisi tanıdık bildik birinden referansla bulmakmış. Çevremizde ajanstan bulup da bakıcısından memnun kalan bir kaç anneden ajansların telefonlarını aldık. Zor geldi bebeğimizi başka birine emanet etme fikri, parmaklar telefona gitmedi. Öylece durdu o numaralar bir kağıtta uzun süre. Aradan bir ay kadar geçti, sonra ben eşin dostun elindeki referanslı bakıcı numaralarının peşine düşüp, çıktım bakıcı avına...Bir kaç numarayı aradım, haftasonu görüşmeye çağırdım. Amaç bakıcı görüşmesi nasıl olurmuş, onu deneyimlemek...Ne soracağım bakıcıya görüşmeye gelince?

Tip tip insanlar geldi görüşmeye. Evine bile sokamazsın, öyle böyle değil...

Tipitip 1: Üniversiteden bir arkadaşın tanıdığıymış. Arkadaşın hatırına gelsin bir görüşelim dedim. Türbanı pardesüsü ve kocasıyla geldi...Kadına bir soru soruyorum kocası cevaplıyor...İki cümleden biri namazında niyazında oldukları...
"Babasının işi eve yakın, gerektiğinde eve gelir, acil bir şey olursa onu ararsın, sabah da ben erken çıkacağım, çocuğu ondan teslim alacaksın" dedim, rahatsız oldu. Evde o yalnızken kocam gelmesinmiş. (Benim kocam senin neyine baksın gül gibi karısı dururken?). Laf lafı açsın da ben de kadından daha bilgi alayım diye sohbet etmeye çalışırken, "çocuklarınız küçükken onları nasıl yedirirdiniz?" diye sordum..."Oturturduk televizyonun karşısına o seyrederken biz de ağzına beslerdik" dedi...Hala neden şans veriyorsam, o kadar gelmişler ayıp olmasın diye sohbeti uzatıyoruz, acemilik işte, bize iki çocuğunuzdan bahsedin küçüklükleri nasıl geçti dedik: "küçüğü hiç dövmedik" demez mi?! Kocamla bir sessizlik oldu, önce bakıştık, sonra şaşkınlık kendine kocamla gözlerimizde yeni bir anlam buldu: "Yani ilkini dövmüşler!"
"Biz sizi ararız!" diyerek apar topar arkamıza bakmadan yanlarından kaçtık...

Tipitip2: Arkadaşın internetten verdiği siteden buldum. Pazar günü aradım, hemen geldi. Belli ki boş vakti çok, işe de ihtiyacı var. Bilmemkimin torununa baktım, bilmemkim ünlüsünün çocuğuna baktım tiperindendi. Onunki çocuk da benimki değil mi yani?
Sen bana anne babası kimdi değil de çocuğa nasıl bakardın onu anlat...Sordukça içimden "ı-ıh" diyorum, o anlatıyor; kızını nişanlayacakmış, çocuğuna baktığı aile bunu o kadar sevmiş ki nişanını biz yapacağız demiş. Fırsat bulur bulmaz araya girip soruyorum: Uyumayan çocuğu nasıl uyutursun diye? "Ayağımda sallayarak!" Ama biz çocğumuzu kendi yatağında yatmaya alıştırdık, öyle ayakta kucakta sallatmayız diyorum. Olsun çocuklar buramda uyumayı çok sever, Düttürüzadelerin torununu da şuramda uyuturdum, aha böyle diye elini bebek gibi yapıp bize gösteriyor.... Laf arasında biraz sorunlarım var diye kaçırdı ağzından. Sorunlu insanla çalışılmaz, kendi mutsuzsa çevresini de mutsuz eder, bebeğimizin psikolojisini etkiler.
Sonra sorunu varsa bu sigara da içer şimdi diye içime doğdu, sorasım geldi: "Ah işte, bir ondan vazgeçemedim! Bırakmayı denedim olmadı!" dedi. En azından dürüst davrandı.
Bitse de gitsek diye zor dayandım. Başka dünyaların insanıyız belli. Geldiği için teşekkür edip, kaçtık yanından.

Tipitip3: İnternetten buldum, güzel bir sitede oturuyor. Bankacıymış, çocuğu olunca bırakmış. Şimdi çocukları büyümüş, yeniden iş arıyor. Resminden eli yüzü düzgün görünüyordu, aradım.
Gelemem orası uzak dedi. İyi dedim kapattım. Bir süre sonra kendi geri aradı: "Ben size olmaz dedim ama biz yine de bir görüşelim" dedi. Pazar günü, tipitip2'nin ardınan kız kardeşi ile geldi.
Ama bir terslik var bunlarda anlayamıyorum. Neyse yine de sohbet ediyoruz...ama bunlar bizden çok etrafla ilgileniyorlar. Biz bu oturduğunuz siteyi görüyorduk yoldan falan diyorlar...Gezmeye mi gelmişler görüşmeye mi belli değil. Kız kardeşi "ayol ben seni arabayla götürürüm uzak da olsa kalk gidelim görelim" demiş...
Belli ki bize gelmediniz. Hatta bu iç güdülerimde öyle haklı çıktım ki, görüşmenin bir yerinde kız kardeşi Yankı'ya konuşarak "Ay ben senin gibi şeker şeyi bol bol sevmeye gelirim!" demez mi? "Bi kere ellerini yıkamadan dokunma bebeğime!"İkincisi; benim gözümde birden bir resim belirdi: Doğru düzgün oturamadığım evimin keyfini çıkarsınlar, üstüne de çocuğumu sevip, oynasınlar diye ben işe gidip bunlara para kazanacağım...Akşam işten çocuğumu özlemiş bir şekilde eve döndüğümde bunları balkonda çay kahve yapmış serin serin keyif yapıyorken bulacağım...Hadi bakıcıyı anladım da kardeşinin bizde ne işi var?! Yok olmadı, sinmedi içime. Üstüne bir de giderken, "Ama paradan hiz söz etmedik?!" dedi ve ben sanki üniversite bitirmemişim, master yapmamışım gibi aldığım maaşa yakın para istemez mi? Artı yol parasını da istermiş...Tabii dedim. Tabii...Sana ve kız kardeşine bol şans!

Böylece bir ay daha geçti, bu perişanlıktan hala nasibi almamış olacağım ki, aramaya devam ederken, işe başlama tarihime de bir kaç hafta kaldı. İş yerine haber saldım. Ben istiyorum ki, kadını eve alayım, ben ona o bana alışsın...Bebekle iletişimlerini gözlemleyebileyim. Arkadaşlara dedim: "İşe döneceğim ama çocuğu bırakacak kimseyi henüz bulamadım, tanıdık bildik var mı?" diye...Maksat olayı ertelemek, işe de kimseyi bulamazsam gelemiycem mesajını vermek kendimce...Yeni anne olarak bebeğini arkada bırakma fikri bana çok koyuyordu. Psikolojim öyle kötü olmuştu ki; yemeden içmeden kesildim. Gece uykularım kaçmaya başladı. Doğum sonrası depresyona girmedim ama işe geri dönmeden önce girdim desem yeridir...

İş yerinden sosyal bir arkadaş imadada yetişti ve bir telefon verip ara görüş dedi.
Yine isteksiz isteksiz aradım mecburiyetten...

Nurcan:
  1. Tek başına geldi.
  2. Kendine güvenir bir şekilde konuşuyordu. Sorduğumuz sorulara mantıklı cevaplar verdi.
  3. Kendisi de anne, iki çocuğu var okutmaya çalışıyordu.
  4. Boş vakitlerinde dikiş nakış kurslarına gidip örgü örermiş.
  5. Çalışmaya istekli. (En azından öyle bir izlenim bırakabildi)

İlk defa güvendim, görüşme yerinden alıp eve getirdim. Yankı'yı kucağına verdim. Baktım iyi gibi, ücret beklentisini sordum, bizim verebileceğimizin üstünde..deneme süresi verelim bir hafta, yarın gel, süre bitince karar veririz dedim. Peki dedi ertesi gün geldi.

Sürekli peşimde...Evde çocuğu kucağıma alamıyorum, zırt gelip elimden alıyor. Emzirmeye odaya götürüyorum, gelip yanımıza oturuyor. Biter bitmez, gazını çıkartayım diye çocuğu elimden alıyor...Servis elemanı mıyım ben? İlk günler bebekle iletişimini izleme fırsatım olsun diye kendimi ev işine verdim, o da bebeğe baksın, uzaktan gözlemleyeyim diye...Bir süre sonra bir baktım ki kendimi evin işi dışında bir kişiye daha bakarken buldum. Öğlen yemeğini hazırla, kahvesini çayını yap, bulaşığını yıka. İnsan içtiği bardağı bulaşık makinesine koyar. Öylece bırakıyordu tezgahın üzerine...Bir ara bize misafir geldi, ben mutfaktan kahveyi nasıl içersiniz diye salona seslendim. Sanki Nurcan'a sormuşum gibi atlayıp "orta şekerli!" demez mi? Çocuk uyuyor, kendisi de örgüsünü örüyor bu arada...Yankı'nin rutini düzenli, sabah iki, öğleden sonra iki saat uyuyor, bizimkisi o uyurken günde 4 saat örgüsünü çıkartıp mutfakta örgü örüyor. "Ben bunları satıyorum sonra ek gelir elde ediyorum" diyor. Yani ek gelir elde etmesine bir şey demiyorum da, bari mesai saatinde yapma... Yine de önceki görüştüğüm kişilerle olan tecrübelerimi hatırlayıp sesimi çıkartmıyordum. Haftanın sonlarına doğru geliş gidişe şikayet etti. Ay mutlu olsun, çocuğumuzu da mutlu etsin bakış açısıyla, isteklerine çare bulmaya çalışıyoruz iyi niyetimizle. Biz ona iyi muamele yaptıkça istekleri bitmek bilmiyor, bu arada ben de gittikçe yorgun hissediyorum kendimi. Bir hafta böyle geçti...

Ben bir kocama sorayım:

İkinci haftanın başında, konuştuk, biz senin beklediğin ücretin altında düşünüyorduk, bu kadar parayı veremeyiz diye. Ben bir kocama sorayım dedi gitti. Ertesi gün bizim dediğimize tamam dedi ama bu sefer sigortalamamızı istedi. Biz seni nasıl sigortalayalım, iş veren miyiz biz? Biz de sonuçta maaşlı çalışanız, sigortamız da maaşımızdan kesiliyor. Kendini bir yerde çalışıyor göstert primlerini öderiz ama bu sefer maaşını brüt konuşuyor oluruz dedik. (Yani istiyorsan primini maaşından ödersin demeye getirdik.) Yine ben bir kocama sorayım dedi gitti. Kocan devlet memuru değil mi, bu işleri daha iyi bilir...Sana akıl vermeden önce bir düşünsün...Ertesi gün geldi, "ama eltimin çalıştığı aile onu sigortalatmış, oluyormuş" dedi. O aile kendi işini mi yapıyormuş? Eltin orada ne zamandır çalışıyormuş, Aralarında belli bir güveni sağlayabilmişler mi? Sen daha evimize dün geldin...Hala iyi niyetimizle gidiyoruz, soruşturuyoruz, olur mu olmaz mı, bireysel emeklilik mi yaptırsam şirketten vs. alternatifleri sorguluyoruz...Biz yarına kadar düşünelim dedik. Gitti...

Ama bana geldiler tabii...Sana da kocana da şeklinde...Ertesi sabah geldiğinde kendisini Yankı'nın yanına yaklaştırmadım. Kızgınlığın, umutsuzluğun dibindeyim, 1 hafta sonra işe başlayacağım, öyle boş boş bakıyorum duvara...Geldiğinde olmayacağını söyledim, 1,5 haftalık ücretini öğleden sonra verip göndereceğimizi söyledim. Mutfağa girip öğlen bize yemek yaptı!!! Demek isteyince oluyormuş...Bir de demez mi? Madem burası olmayacak, sizin çalıştığınız şirkette bana bir temizlik işi ayarlasanız olmaz mı? diye!!!! Sen gül gibi tertemiz evi, saygı gördüğün işi beğenme, mırın kırın et, sana açılmış kapıyı elinin tersiyle it, git elalemin girdiği tuvaletleri, bastığı yerleri temizle! Göndermekle nasıl doğru bir karar verdiğimizi o an aladım. Bir daha da arkamıza bakmadık...

2 yorum:

  1. Korku filmi gibi walla... Au-pair isi ne oldu? Au pair arama süreci sanirim biraz daha zor bir sürec ama blogumdada sürekli belirttigim gibi biz simdilik cok memnunuz.

    YanıtlaSil
  2. Yok pek korkunç değil, aslında komik bir süreçti. Şimdi geriye bakınca gülerek hatırlıyorum :)
    Bu günleri ileride unutmamak için yazmak istedim.
    Sizinki çok iyi şans ama Alman Vatandaşı olmanızın da Almanya'dan bulurken etkili olduğunu düşünüyorum.
    Serüvenimizin bir bacağı olan Au-pair arayışımız ile ilgili yazdığım yazıyı da ayrıca yayınlayacağım.

    YanıtlaSil